EL, ELLER



Oğuz Atay Tehlikeli Oyunlar kitabında “Kelimeler bazı anlamlara gelmiyor der!” Halbuki bu cümle bile içinde çok fazla ve derin anlamlar taşır...

İşte ben de size bu yazımda o “çok anlama gelen kelimelerden birini" anlatacağım!..
Eli, Elleri...

Şairlerin ve yazarların dizelerine sıkça konuk olmuş, dünya üzerindeki birçok insanın canını sıkmış, ötekileştirmiş ve itmiş, bana sorarsanız buz gibi soğuk bir anlam taşıyan kelime, eller...

“Aman öyle yapma, eller ne der sonra?”
“Sen bizi ellere rezil etmek için mi varsın?”
"Ele güne karşı rezil olmayalım sonra!"
"El alem ne der bize?"  gibi acınası söylemlerin baş unsuru olan eller...

Bakınız bu cümleleri hayatlarının başköşesine yerleştirmiş, eylemlerini o çok önemsedikleri “elleri” düşünerek yapan insanlara verilecek cevabı, kendi deyimiyle “yürek işçisi” yani Ahmed Arif ne de güzel vermiş:

“Can benim, düş benim, ellere nesi?” diyerek...

Yıllar önce üstadın söylediği sözü bir kez daha yinelemeyi bir borç bilirim. “Can sizin, düş sizin, ellere nesi yahu!” Aşın kendinizi, yıkın korku kalelerini, yırtın sizi o gri duvarları içine alan insanların kirli düşüncelerini. Arifleşin biraz... Çünkü inanın bana “eller” sizi, sizden daha iyi bilmiyor, tanımıyor.

Hayallerinizi, hedeflerinizi, umutlarınızı, aşklarınızı, kavgalarınızı bilmeden sizi hep bastırmak için peşinizde geziyor... Tıkayın kulaklarınızı o had bilmez “ellere” ki o eller, yaban illere kala!

Biz gelelim şimdi sıcacık, sımsıcak ellere! Yazılışı aynı ama anlamı bambaşka olan, hayatımızda en çok ihtiyaç duyduğumuz ellere! Bir gözüken birden beşe katlayan, saran sarmalayan, şefkatle okşayan pamuk gibi ellere... Bırakın uzvu, bir dirhemi/parmağı dahi eksik olsa yerini asla doldurmayacağımız ellere... Bazen insanı kötü işlere alet etse de, çoğu zaman dostumuz olan ellere...

Besin ihtiyacımızı karşılarken, hislerimizi bir kağıda dökerken, sevdiğimiz bir kişiye dokunurken iltifata tabi marifet sahibi ellere...

Nasır tutan, hasır ören, duaya yönelen bizle bu denli uyumlu ellerimizi huzursuz edip, yarı yolda bırakmayalım olur mu?

Özellikle bu malum günlerde el hijyenine her zamankinden çok daha fazla dikkat edelim ne olur!.. 21.yüzyılda teknolojiden, bilimden, sanattan konuşmak yerine insanlara el yıkamayı öğretmek komik geliyor bana da... Ama geldiğimiz şu noktada bunu sizlere bir kez daha hatırlatmadan geçemeyeceğim...

Yıkayalım “ellerimizi” ve öldürelim hem bedenimizdeki, hem de ruhumuzdaki virüsleri...
E tabi bunları yaparken de evde kalmayı unutmayalım ki aldığımız önlemler bir anlam kazansın...

Dışarda olmak, özgür hissetmek herkesçe güzel ama bu zamanlarda inanın bana hayat evinize sığıyor...

Bak sağlıkçı ailenin kızı olarak, sizin sağlığınız için çalışan annem babamsız ben evde kalıyor ve ellerimi ele güne rezil etmiyorum. Kahrolası soğuk kavram yine mi geldin, sımsıcak ellerimi buz kestin? Belki de iyi ki geldin. Çoğumuz öyle anlayacak, hâlâ o kriteri baz alacak! Hem sağlıklı günlere kavuştuktan sonra şöyle “ele güne karşı” elbirliği içinde bu günlerin acısını  çıkarırız olur mu? Hadi sabır ve söz... :)
                                                                                                                            İkbal HEKİMHAN

Yorumlar

  1. Ellerine sağlık dostum,anlamlı bir yazı olmuş

    YanıtlaSil
  2. İstikbalimiz İkbal'in ellerinde güvende evelallah... Teşekkürler kızım.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Lütfen yorumlarınızı bizimle paylaşınız. Yorumlarınız bizler için çok değerli. Onaylama işlemi zaman alabilir. Hakaret içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Popüler Yayınlar