BİR GÜN KEDİLER DÜNYADAN YOK OLSAYDI

 


Bir Gün Kediler Dünyadan Yok Olsaydı 

Bundan birkaç hafta önce en sevdiğim kitapçı olan Dost Kitabevi’nde mutlu bir şekilde gezerken, gözüme bir kitap takıldı. İsmi o kadar dikkat çekiciydi ki istemeden durup elime aldım: Bir Gün Kediler Dünyadan Yok Olsaydı. Birkaç sayfasına bakmak için açtım ama merakım ağır bastı ve kitabı satın aldım. Okumaya başladığımda ise elimden bırakamadım; o kadar sürükleyici ve anlamlıydı ki bir çırpıda bitirdim.

Kitabımızın konusu, “Bir gün kediler dünyadan yok olsaydı ne olurdu?” sorusu etrafında şekilleniyor. Ancak bu soru yalnızca kedilerle sınırlı kalmıyor. Aslında yazar, bu ihtimal üzerinden insanın hayatında fark etmeden değerini bildiği şeyleri sorgulatıyor. Hikâye, ölümle yüzleşen bir adamın, yaşamına dönüp baktığında gerçekten neyin önemli olduğunu geç fark edişini anlatıyor. Kediler bu hikâyede sadece bir hayvan değil; sevginin, dostluğun ve koşulsuz bağlılığın sembolü hâline geliyor.

Kitapta beni en çok etkileyen noktalardan biri, “şeytan” kavramının ele alınış biçimiydi. “Şeytan yalnızca insanların kalplerinde ve zihinlerinde var olur. Sonra da siz insanlar onu çok farklı formlarda ifade edersiniz. Aslında gelişigüzeldir” cümlesi, kötülüğün dışarıdan gelen bir güçten çok, insanın kendi içinde şekillendiğini anlatıyor. Ardından gelen “Senin kalbindeki şeytan kendine benziyor” sözü ise insanın kendi iç dünyasıyla yüzleşmesini sağlıyor. Bu ifadeler, insanın kaçtığı şeylerin aslında yine kendisinden kaynaklandığını düşündürüyor.

Kitabın duygusal yönünü güçlendiren en önemli unsurlardan biri de anlatıcının annesiyle olan bağı. Annesinin söylediği “Kazanmak için kaybetmek zorundasın” sözü, hikâye ilerledikçe daha derin bir anlam kazanıyor. Annesinin kaybı, anlatıcının hayatında büyük bir boşluk yaratıyor; ancak bu kayıp, onu hayattan tamamen koparmak yerine yaşamın değerini sorgulamaya itiyor. Hayatın, kayıplarla birlikte de devam edebildiğini, ama insanın artık eskisi gibi olmadığını sade ve etkileyici bir dille anlatıyor.


Şeytan Aloha karakteri ise bu sorgulamanın merkezinde yer alıyor. Aloha, korkutucu bir varlık olmaktan çok, anlatıcının iç sesi gibi davranıyor. Onu düşünmeye, geçmişiyle yüzleşmeye ve hayatındaki eksikleri fark etmeye zorluyor. Bu yönüyle Aloha, insanın kendi vicdanını ve bastırdığı duygularını temsil ediyor.

Bir Gün Kediler Dünyadan Yok Olsaydı kitabı, okura yaşamın ne kadar kırılgan olduğunu ama aynı zamanda ne kadar değerli olduğunu hatırlatıyor. İnsanların çoğu zaman sahip olduklarının kıymetini, ancak onları kaybetme ihtimaliyle karşılaştığında anladığını gösteriyor. Bu kitap bana, sevdiklerimizi ve bizi hayata bağlayan küçük ama anlamlı şeyleri ertelemememiz gerektiğini öğretti. Kediler üzerinden anlatılan bu hikâye, aslında insanın kendisiyle yaptığı  bir yüzleşme niteliğinde.


Feyza Zeynep Tural


Yorumlar

Yorum Gönder

Lütfen yorumlarınızı bizimle paylaşınız. Yorumlarınız bizler için çok değerli. Onaylama işlemi zaman alabilir. Hakaret içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Popüler Yayınlar