KENDİME KURDUĞUM MAHKEME
“Şimdi iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum.”
Bazen
insanın kendine kurduğu en ağır mahkeme, geçmişteki iyi niyetleridir.
Bir zamanlar güzel bir yerden baktığım insanlara, bugün başka bir yerden bakıyorum. Söylenmeyenleri duymaya, gösterilmeyenleri görmeye başladığımda, geçmişte verdiğim bazı kararlar gözüme farklı görünüyor. “Bunu nasıl fark etmedim?” diyorum. “Nasıl bu kadar inandım?”
Sonra dönüp, o günkü halimi yargılıyorum.
Oysa insan,
dün bildikleriyle dünün kararlarını verir. Bugünün aklıyla dünü yargılamak
kolaydır. Zor olan, geçmişteki kendine biraz merhamet gösterebilmektir.
İyi niyet
çoğu zaman yanlış anlaşılıyor. İyi niyetli olmak, her söylenene inanmak
değildir. Herkesi kendin gibi görmek, yapılan her yanlışı affetmek ya da
sınırlarını kaldırmak hiç değildir.
Saflık başka, iyi niyet başka.Saflık, bazen karşındakinin kötü niyetini görememektir. İyi niyet ise görebildiğin halde kötülüğü seçmemektir.
İyi niyet,
ilk hayal kırıklığında insanları kötü ilan etmemektir. Saflık ise aynı hayal
kırıklığını tekrar tekrar yaşayıp, değişen hiçbir şeyi görmemektir.
Büyüdükçe
insan öğrenir: Herkes senin verdiğin kadarını geri vermeyebilir. Ama bunu
öğrenmek, içindeki iyiliği öldürmek zorunda değildir.
Çünkü
hayatta bazı insanlar iyi niyetini zayıflık sanabilir.
Sen anlayış
gösterirsin, “nasıl olsa sorun etmez” derler.
Sen
susarsın, “söyleyecek bir şeyi yok” sanırlar.
Sen ikinci
bir şans verirsin, bunu hakları zannederler.
Sen kırmamak
için kelimelerini seçersin, onlar seni güçsüz sanırlar.
Bir süre sonra insanın canını karşısındakinin yaptıkları kadar, kendi iyi niyetinin yanlış yerde kullanılmış olması da yakar.
İşte o zaman
içimizde tuhaf bir hesaplaşma başlar.
“Keşke o
kadar iyi niyetli olmasaydım.”
“Keşke en
başından görseydim.”
“Keşke biraz
daha sert olsaydım.”
Belki de daha sert olmak değildir.
Belki , iyi kalırken sınır koymayı öğrenmektir.
Çünkü iyi
bir insan olmak, kendinden vazgeçmek değildir. Herkesi anlamaya çalışırken
kendini unutmak hiç değildir. Affetmek, aynı kapıyı tekrar tekrar açmak demek
değildir.
Bazen en iyi
niyetli davranış, gitmektir.
Bazen susmak
değil, “Bunu kabul etmiyorum.” diyebilmektir.
Bazen birini hayatından çıkarmak, ona karşı kötülük beslemek değil; kendine karşı ilk kez iyi davranmaktır
Ve galiba büyümek biraz da şunu öğrenmektir:
İyi niyetimi kaybetmeden, kime ne kadarını vereceğimi öğrenebilirim.
Artık geçmişteki halime kızmak istemiyorum.
Çünkü o gün
inandığım şeyler, bugün bildiklerim kadar değildi. O gün bazı insanlara güzel
tarafından bakmış olabilirim. Belki yanılmışımdır. Belki fazla vermişimdir.
Belki bazı insanların benim kadar iyi niyetli olduğunu varsaymışımdır.
Ama bunların
hiçbiri, o günkü iyiliğimi değersiz yapmaz.
Bu yüzden
şimdi iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asmak yerine, onları yerli yerine
koymak istiyorum.
İyiliğimi
koruyacağım ama kendimi korumayı da öğreneceğim.
Çünkü
insanın kalbinin güzel olması, aklını kapının dışında bırakmasını gerektirmez.
Ve belki de en büyük olgunluk şudur:
Kalbini
kirletmeden gözlerini açabilmek.
FEYZA ZEYNEP TURAL
.png)


Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen yorumlarınızı bizimle paylaşınız. Yorumlarınız bizler için çok değerli. Onaylama işlemi zaman alabilir. Hakaret içeren yorumlar onaylanmayacaktır.