Nietzche'yi Doğru Okumak : Kendine Doğru

 


Nietzche'yi Doğru Okumak: Kendine Doğru 

Friedrich Nietzsche, insanı rahat ettiren düşünceleri sevmez.

Nietzsche’yi okuduğumda, onun beni avutmak gibi bir derdi olmadığını hissederim. Sanki karşıma geçip, kaçtığım soruları tek tek önüme koyar. Ama tam da bu yüzden hâlâ okunur.

Nietzsche’ye göre insanın en büyük sorunu, başkalarının düşünceleriyle yaşamayı kabullenmesidir. Toplum, gelenekler ve ahlak kuralları çoğu zaman bize hazır cevaplar sunar. Bu cevaplar hayatı kolaylaştırır; fakat düşünmeyi de elimizden alır. İnsan, kendisine ait olmayan doğrularla yaşadığında, yavaş yavaş kendisinden uzaklaşır.

Onun en çok yanlış anlaşılan sözlerinden biri “Tanrı öldü” ifadesidir. Nietzsche burada Tanrı’ya saldırmaz. Asıl anlatmak istediği şey, insanın artık eskisi gibi mutlak doğrulara inanmadığıdır. İnançlar sarsılmıştır, değerler çökmüştür. Fakat bu yıkımın ardından insan ne yapacağını bilemez. Boşlukta kalır.

Nietzsche’ye göre asıl tehlike de burada başlar. Çünkü insan, bu boşlukta ya eskiye körü körüne tutunur ya da başkalarının peşinden sürüklenir. Oysa Nietzsche’nin sorduğu soru çok daha zordur:

“Kendi değerlerini yaratmaya cesaretin var mı?”

Bu cesaret herkeste yoktur. Çünkü kendi değerlerini yaratmak, sorumluluk almak demektir. Hataların da, yalnızlığın da bedelini ödemeyi göze almaktır. Nietzsche’nin gözünde güçlü insan; kalabalığın alkışladığı değil, gerektiğinde yalnız kalabilendir.

“Üstinsan” kavramı da tam bu noktada ortaya çıkar. Bu, başkalarından üstün olan biri değildir. Üstinsan, kendini aşmaya çalışan insandır. Alışkanlıklarını, korkularını, ezberlerini sorgulayan… Dünle yetinmeyip, bugünü dönüştürmeye çalışan biridir.

Nietzsche mutluluğu da hafif bir duygu olarak görmez. Ona göre mutluluk, acının yokluğu değildir. Acıya rağmen hayata “evet” diyebilmektir. İnsan, yaşadıklarını inkâr etmeden, yükünü sahiplenebildiği ölçüde güçlüdür.

Nietzsche okuru rahatlatmaz. Ama ona şunu hatırlatır:

Hayatın anlamı hazır bir paket hâlinde gelmez. Onu ancak insanın kendisi yaratır.

Belki de bu yüzden Nietzsche herkesin sevdiği bir filozof değildir. Ama kendisiyle yüzleşmeye cesaret edenler için, sarsıcı olduğu kadar dürüst bir yol arkadaşıdır.


Feyza Zeynep Tural

Yorumlar

  1. Nietzsche Avrupa'nın hastalıklı çağında yaşamış olmaktan yakınır.
    Bunun nedenini; Hristiyan ahlâkı içindeki tüm değerlerin ve anlamların, Tanrı ile birlikte, ölmesi olarak açıklıyor.
    Buna nihilizm adını vermiştir.
    Nietzsche'ye göre, Avrupa'da, nihilizmin yaşanmasının sebebi, şimdiye kadar geçerli olan, en yüksek değerlerin değersizleşmesidir.

    Hiççilik demek olan nihilizm'de, şekiller ve sûretler, en gösterişli haliyle, vardır ama; ruhsuzluk, güce tapma ve biat en geçerli davranıştır.

    Oldukça tanıdık değil mi?
    Nietzsche sanki, 19. yüzyılın Avrupa'sını değil de, 21. yüzyılın Türkiye'sini anlatmış.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Feyza Zeynep Tural29 Ocak 2026 20:14

      Yorumunuz sayfamız için çok değerli bunun için çok teşekkür ederiz. Çok yerinde bir tespit. Nietzsche’nin nihilizm eleştirisini bu kadar “bugüne dokunan” bir yerden okumak gerçekten düşündürücü. Şekillerin, sloganların ve güç gösterilerinin öne çıkıp anlamın geri çekildiği dönemler birbirine çok benziyor. Belki de Nietzsche’yi hâlâ canlı kılan şey tam olarak bu: Belirli bir coğrafyayı değil, insanın değerlerle kurduğu kırılgan ilişkiyi anlatması. Bu yüzden her çağ kendini onun satırlarında biraz buluyor.

      Sil
    2. Nietzsche'nin Tanrı öldü çığlığı, Tanrı’yı inkar değil, insanların; mutlak doğrulara inanmaması, ahlaksızlık ve kötülüğü tercih etmesinedir.
      Bu, zımnen, Tanrı'yı tanımamak, Tanrı'ya kafa tutmaktır.

      Sil
  2. Feyza Zeynep Tural13 Şubat 2026 12:32

    Yorumunuz için teşekkür ederim sayfamız için çok değerli .Aslında söylediğiniz şeyle tamamen zıt düşündüğümü söyleyemem. Nietzsche’nin “Tanrı öldü” ifadesi gerçekten de insanların artık mutlak değerlere eskisi gibi bağlanmamasını anlatıyor. Bu durumun ahlaki bir boşluk ve savrulma yaratabileceği konusunda size katılıyorum.

    Ancak ben bu sözü doğrudan “Tanrı’ya kafa tutmak” şeklinde okumuyorum. Nietzsche burada bir meydan okumadan çok bir teşhis koyuyor gibi geliyor bana. Yani insanlığın geldiği noktayı tarif ediyor: Değerlerin zayıfladığı, inançların sorgulandığı bir çağ. Bu durumun sonuçları elbette tartışılabilir ama Nietzsche’nin amacı Tanrı’ya karşı bir başkaldırı çağrısı yapmak değil; insanın bu boşlukta ne yapacağını sorgulamak gibi görünüyor.

    Benim vurgulamak istediğim de tam olarak buydu: İnançların sarsıldığı bir dünyada insanın kendi sorumluluğunu üstlenmesi bence

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Lütfen yorumlarınızı bizimle paylaşınız. Yorumlarınız bizler için çok değerli. Onaylama işlemi zaman alabilir. Hakaret içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Popüler Yayınlar